Uzun Hikâye: Madde Bağımlılığından Mana Bağımlılığına
 

Uzun Hikâye: Madde Bağımlılığından Mana Bağımlılığına

Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezince (SASGEM), Hukuk Fakültesi Sabahattin Zaim Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe Fatih Budak konuk oldu. Konferansta “Uzun Hikâye: Madde Bağımlılığından Mana Bağımlılığına” konusu ele alındı.

20 Şubat 2020 Perşembe 21:57
Yazdır

Uzun Hikâye: Madde Bağımlılığından Mana Bağımlılığına

Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezince (SASGEM), Hukuk Fakültesi Sabahattin Zaim Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe Fatih Budak konuk oldu. Konferansta “Uzun Hikâye: Madde Bağımlılığından Mana Bağımlılığına” konusu ele alındı.

Çocuk yaşta madde bağımlısı olan Budak, madde bağımlılığı sürecini ve sonrasında yaşadıklarını anlattı. Madde kullanırken hiçbir değer kavramının kalmadığını belirten Budak, “Bireyler bunun farkında değil. Madde, beynin muhakeme eden bölümünü bozuyor ve iradeyi devre dışı bırakıyor” dedi. “Bir kereden bir şey olmaz” sözüne dikkat çeken Budak, “Herkes bir kereden bir şey olmaz diyerek başlıyor. Her deneyen bir kere denedi, iki kere denemedi deniyor. Fakat denedi, beyni o mutluluğu yakaladı ve bir daha istedi. O yüzden bir kereden çok şey olur” şeklinde konuştu.

Uyuşturucuya sokak dilinde “eşya” dediklerini vurgulayan Budak, ailelerin anlamaması için bağımlıların kendi aralarında bu kelimeyi kullandıklarını ve bu konuda dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekti.

“En büyük koruyucu-önleyici çalışmalardan birisi de bir madde bağımlısını kurtarmak”

“Bir bağımlıya uzatacağın el; ailesine, topluma, devlete, millete ve onun haricinde başka maddeye başlayacak olan insanlara da uzatacağın eldir” diyerek devam eden Budak, kendi serüveninden de bahsetti. Budak, “Kırk kiloya kadar düşmüş, bir deri bir kemik kalmıştım. Ve bir kış günü öleceğimi hissettim. Sadece acılarım dinsin diye bir sürü madde alıyordum. Soğuktan nereye gideceğimi bilmiyordum ve bir gece üç tane köpeğin arasında yattım. O kadar kötü durumdaydım ki, en son Allah'a, ‘Beni kurtar’ diye yalvardım. Bir gün arkadaşımın annesiyle karşılaştım. Ama şuurumu kaybettiğim için kendisini hatırlayamadım. Bana, ‘Fatih bu işten kurtulmak istiyor musun?’ diye sordu. Daha sonra beni İstanbul’da bir hastaneye götürdü. Doktorlar, ‘Tıbben yaşaması mümkün değil. Alın götürün burada ölmesin’ dediler. Yedi tane hastaneye gittim, hepsi aynısını söyledi. Sonra bir rehabilitasyon merkezi, ‘Ölecekse de burada ölsün’ diyerek, beni kabul etti. Üç yıldır orada hizmet ediyorum” şeklinde konuştu.

“Sorun uyuşturucu değil, seni uyuşturucuya götüren sebepler”

İnsanın yaşamına devam etmesi için her zaman bir bağa ihtiyacı olduğunu dile getiren Budak, "Bu olmadan boşlukta kalırsın. Boşluğa düşünce de her yöne savrulur gidersin. Tedavi sürecinde biz insanları gerçek kaynağa, manevi kaynağa kaydırmaya başlıyoruz. Kişi kendine bir tane üstün güç belirlemiş oluyor. Bu gücün belli ritüelleri, istekleri, arzuları oluyor ve insan bu güçle çalışmaya başlıyor. Aslında Rabbi ile anlaşmaya başlıyor. Ben 33 yaşındayım. 30 yılım haram dairesinde geçti. Gerçekten helal dairesi keyfe kâfi” diyerek sözlerine son verdi.

Program, tedavi sürecinde olan iki kişinin konuşması, soru-cevap ve hediye takdimi ile sona erdi.

Anahtar Kelimeler: sakarya, üniversitesi, akademik, sosyal, gelişim, merkezince
Bu haber toplam 5824 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler