hilmi
Sakarya Medya :: Sakarya Haber :: Sakarya Portal ::
arif
Son Dakika
VATANDAŞLARIMIZIN DİKKATİNE; İl Hıfzısıhha Kurulu 05.04.2020 Tarih ve 2020/17 Nolu Kararı Büyükşehir ilçelerde tedbirleri arttırdı Berat Gecesi özel programı internetten yayınlanacak Sakarya tek vücut hareket ediyor Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi iş dünyasını umutlandırıyor Aşı Müjdesi SAܒden Gelebilir PTT ücretsiz maske dağıtımına başladı Büyükşehir 100 bin maskeyi ücretsiz dağıtıyor Büyükşehir yeni tedbir kararları aldı
VATANDAŞLARIMIZIN DİKKATİNE;
VATANDAŞLARIMIZIN DİKKATİNE;
 
İl Hıfzısıhha Kurulu 05.04.2020 Tarih ve 2020/17 Nolu Kararı
İl Hıfzısıhha Kurulu 05.04.2020 Tarih ve 2020/17 Nolu Kararı
 
Aşı Müjdesi SAܒden Gelebilir
Aşı Müjdesi SAܒden Gelebilir
 
PTT ücretsiz maske dağıtımına başladı
PTT ücretsiz maske dağıtımına başladı
Kamuya 120 Bin Kişi Alınacak
 

Kamuya 120 Bin Kişi Alınacak

Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, bu yıl kamuya alınacak personel sayısının 120 bin olacağını açıkladı. Alınacak elamanlardan 75 bini memur olarak çalıştırılacak.

11 Şubat 2006 Cumartesi 09:36
Yazdır
Başbakan Yardımcısı Şahin’den işsizlere müjde: Bu yıl kamuya alınacak personel sayısı 120 bini bulacak. Bunların 75 bini memur olacak. Memurlar KPSS ile alınacak Benim Bakan olarak tek bir kişiye bile torpil yapmam imkansız Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin kısa bir süre önce, kamuya 100 bin personel alacağını açıklamıştı Şahin ile işte bu önemli açıklamanın ayrıntılarını ve yarattığı yankıları konuştuk.. - Sayın Bakan, kamuya alınacak personel sayısı 100 binden daha fazla olacak diye duyuyoruz, bu doğru mu? Kaç kişi alınacak toplam? Yüz bini aşabilir. 115 - 120 bin civarı öngörüyoruz. Ben niye öyle söyledim izah edeyim. Bir defa 2005 yılında kamu kurum ve kuruluşlarında istifa, emeklilik, ölüm gibi nedenlerle ayrılanların yüzde 80’inin yerine kamu kurum ve kuruluşları herhangi bir yerden izin almaksızın yine kapasite kanalıyla atama yapabilecekler. 66 bin 188 kişi söylediğim sebeplerden dolayı kamudan 2005’te ayrılmış. Bunun yüzde 80’i, 54 bin kişi civarında.. Ayrıca biz, geriye kalan yüzde 20’yi düşünerek, bazı ihtiyaçlar için bir rezerv, açıktan atama izni öngördük. Bu da yaklaşık 21 bin kadro. Böylece 75 bin oluyor aşağı yukarı. Yani 75 bin memuru biz zaten Bütçe Kanunu gereği alacağız. Buna kamu işçisi dahil değildir. Belediyelere alınacak memur da dahil değil. Özelleştirme mağdurlarından geçici personel olarak alınacak yaklaşık 21 bin kişiyle, mahalli idareler ve KİT’lerin alacaklarını da ekleyince rakam 120 bin civarına ulaşıyor. Yani mesela, 657’nin 4-b maddesine göre sözleşmeli öğretmen ve sağlık personeli alıyoruz. Diğer kamu kurum ve kuruluşları da sözleşmeli personel alıyor. Bütün bunları eklediğinizde, bir de dediğim gibi biz özelleştirme nedeniyle 1992 yılından beri emekliliğini hak edemediği için işsiz olan kişileri kamu da istihdam ediyoruz. Şu ana kadar 12 bin personeli geçici olarak, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere, Sağlık Bakanlığı gibi yerlerde istihdam ettik. Bu sene de özelleştirilecek kuruluşlar olacaktır. Aynı durumda olanları da kamu da istihdam edeceğiz. Bütün bunları topladığımızda Devlet Personel Başkanlığı bunun 100 bini geçeceğini, 120 bini bulabileceğini söyledi. Ben o ilk açıklamamda, ihtiyatlı davranıp 100 bin demiştim. - Bu boyutta personel alımı yeterli mi yoksa fazla mı? Ben bir kıyaslama yapıyorum. Geçen yılla mukayese ettiğimiz takdirde sadece konsolide bütçe kapsamında memur olarak alacağımız sayıda 27 bin fark var artı yönde. 2003’te 35 bin almıştık, 2004’te 40 bin, 2005’te 48 bin memur almıştık. 2006’da bu 27 bin artı sadece memurdaki artıştır. Bu yıl istihdam etmeyi planladığımız personel sayısı geçtiğimiz yılla kıyasladığımızda yüzde 100 artış göstermektedir. - İşsizlik sorunu böyle çözülebilir mi peki? Bakın bütün bu rakamlara rağmen, biz kamuyu istihdam kapısı olarak görmüyoruz. İstihdam yaratma ve işsizlikle mücadeleyi özel sektörü güçlendirerek sağlayacağımıza inanıyoruz. Türkiye’nin özel sektörün öncülüğünde kalkınacağına inandığımız gibi, istihdam sorununu da özel sektör öncülüğünde aşacağımızı düşünüyoruz. O nedenle yatırımları teşvik edici tedbirler aldık. - Fakat Hyundai örneği... Türkiye’de yapmadılar yatırımlarını?.. Onlar ayrıcalık istiyorlardı. Yerli ve yabancı yatırımcılara gösterilen ihtimamın dışında özel bir ayrıcalık istiyorlardı ki, bu diğerleri açısından bir sorun olur. Yoksa biz kaç tane alternatif gösterdik. Torpil yapmak imkânsız - 120 bin insanı kamuda istihdam etmek, ‘kadrolaşma’ anlamına gelir mi? Bu çok önemli bir nokta. Bakın, tüm alımlar Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ile olacaktır. Benim hiçbir personelin alınmasıyla ilgili herhangi bir telkinim olmaz ve olamaz. Çünkü kamu kurum ve kuruluşları açık kadrolarıyla ilgili bu atama işlerini ÖSYM’ye bildiriyorlar. Tıpkı üniversiteye öğrenci olarak girmek gibidir şu anda kamuya memur olarak girmek. Tercih kılavuzları dolduruluyor, ÖSYM tarafından vatandaşlar kamu kuruluşlarında işe yerleştiriliyor. - Bir kişiye bile torpil yapamaz mısınız? Sistemin hiçbir yerinde iltimas sağlanacak durum yok. Mesela kamu işçisini düşünelim. O da İş-Kur kanalıyla yine işçilik sınavına girmiş olacak. Belediyeler yine KPSS ile alıyor. Şimdi düşünüyorum hangi alanda etki olabilir diye.. - Gerçekten işçi-memur alımında bir etkiniz olmuyor mu, olamaz mı? Bunu yapmam gerçekten mümkün değil. Bana gelsin biri desin ki, şu şöyle olsun; yapamam. Yani ben, ‘Falan bir yakınım var, kamuya şunu işçi ya da memur olarak alayım’ diye düşünsem, bu konuda da kararlı olsam, bunu yapmam mümkün değil. İstisnai kadrolar vardır. İki tanedir benim istisnai kadrom mesela. Biri Özel Kalem Müdürü, diğeri Basın Müşaviri’dir. Bunun dışında istisnai kadro alamam. Mesela bakın size bir örnek vereyim. Vakıfbank, Bankalar Kanunu’na tabidir. Eleman almak istediği takdirde serbestçe eleman alabilir. Çünkü bu sisteme dahil değildir. Ama ben Vakıfbank’a talimat verdim. ‘Alacağınız elemanları KPSS’den alacaksınız’ dedim. ‘Bu sınavdan 80 ve üstü alanları davet edilecek. Milli Eğitim’in sınav kurumu var, oraya sınav yaptıracaksınız’ dedik. - Ayrıcalıklı bir kesim olacak mı alımlarda. Engelliler gibi mesela.. Özürlülerle ilgili sınavları kamu kurum ve kuruluşlarına yaptırıyoruz. Onların zaten yüzdeleri var. Test usulü yapılıyor. DAVA AÇILINCA HAREKETE GEÇERİM Çok sancılı ve tartışmalı geçen Türkiye Futbol Federasyonu başkanlık seçimi sonrası bugün gelinen nokta da Şahin’in öncelikli gündem maddeleri arasında. Şahin, “Ben bu seçimlerin hiçbir yerinde olmadım. Ne kimin seçileceği, ne listeler.. Sadece çokça seyircisi ve önemli ekonomik potansiyele sahip olan federasyonun yönetimini önemsemem işim gereğidir” diye başlıyor konuşmaya ve şu önemli cümleyle devam ediyor: “Kimin olacağından ziyade güven veren, her türlü şaibeden uzak bir yönetim anlayışının olmasını arzu ettim o kadar.” - Sayın Bakan, şu andaki TFF Yönetimi öyle değil mi? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Ama hep şunu da söyledim. Seçecek ben değilim federasyon başkanı ve yönetimini. 223 kişiden oluşan genel kuruldu. Haluk Bey’i seçti. Bu seçim şekli hukuk bakımından geçerli. - Ama sözlerinize bakılırsa, içinize sinmeyen bir sonuç bu belli ki.. Keşke bu tür davalar olmasaydı. Açılacak olan davalar olmasaydı. Çok daha şık olurdu. Tabii bunlardan rahatsızlık duymadığımı söylersem yalan söylemiş olurum. - TFF seçimlerini önemsemenin görevinizin gereği olduğunu söylediniz. Müdahale ya da telkin boyutu var mıydı bu önemsemenin? Hayır. Benim için federasyonlara kimin geleceği önemli değil. Önemli olan camiaya güven verecek bir anlayışın o federasyonun başında bulunmasıdır. Haluk Ulusoy’un ne aday olmasına, ne de başkanlığı yürütmesine şekli hukuk açısından bir engel yoktur. Ama hakkında Ekim ayının başında Futbol Federasyonu’na gerekli işlemlerin yapılması için sevk ettiğimiz Başbakanlık Teftiş Kurulu raporundaki bazı tespitler sonuçlanmadan aday olmasının şık olmadığını söyledim. Kendileri aday oldu, genel kurul da seçti. Tabii o raporun gerekleri yapılıyor. - Süreç nasıl işleyecek? Voleybol Federasyonu Başkanı için de aynı durum var. Hem davacı, hem davalı durumda o da. Böyle bir durumla karşılaşmayalım istemiştim. Çünkü eski federasyon başkanı Haluk Bey ve yönetimiyle ilgili davaları takip edecek, savcılıklara suç duyurusunda bulunacak yetkili Futbol Federasyonu. Aynı kişi hem davacı hem de davalı durumda oluyor. Bu garip bir durum. Savcılık büyük ihtimalle kamu davası açacak. Yapılacak olan şey nedir? Teftiş kurulu raporunda ‘Eğer bu rapor yazıldığı tarihte, mevcut federasyon görevinin başında olsaydı biz Futbol Federasyonu Yasası’nın 31. maddesi gereği görevde kalıp kalmaması yönünde bir görüş de bildirecektik. Şu anda bildiremiyoruz çünkü görevde değildir’ deniyor. - Siz de diyorsunuz ki, ‘Artık görevde’.. Daha demedim çünkü savcılık daha dava açmadı. Açılır açılmaz sormak durumundayım. Görevimi yapacağım. İSVİÇRE CEZASI SİYASİ KARAR Şahin FİFA’nın Türkiye’ye verdiği tarihi cezayı ‘siyasi’ olarak niteliyor. - Spor adamlarının aksine siz ‘Karar siyasidir’ diyorsunuz.. Spor adamları siyasi dememeye özen göstermeliler. Onlar olayı FİFA kuralları çerçevesinde değerlendirmeliler. Yapacakları işleri de o çerçevede yapmalılar. Ben bir siyasetçiyim. Son söylediğimi ben en başta söyledim. - Ceza çok abartılı mı sizce? Yabancı sahada altı maçınızı seyircisiz oynayacaksınız. Nerede FİFA kuralları ihlal edilmiş bir bakalım. FİFA kuralları maçla ilgili aykırılıkları cezalandıran kurallar olmalıdır. Ama ceza seyircilere veriliyor. Seyirciler ne yapmış cezayı hak etmek için? Türkiye’nin cezalandırıldığı şeklinde bir kanata vardığımı söylemek istiyorum. İsviçreli bir FİFA Başkanı. Sanıyorum kendi kamuoyuna karşı, belki bu görevi bıraktıktan sonra başka görevlere gelmeyi sağlayıcı bir iş yapmış olmak için.. - Böyle bir duyumunuz mu var? Tahmin ediyorum. Başka görevlere gelmek isteyebilir. Orada da demokratik bir yapı var. Siyasete atılmak istemiş olabilir. ‘Ben İsviçrelilerin onurunu korudum’ demiş olmak belki avantaj diye düşünmüş olabilir diye değerlendiriyorum. O yüzden bunu söyledim. - Mesela Mehmet Özdilek 12 ay ceza alırken, Fatih Terim’in hiç ceza almaması konusu var.. Ben Milli Takımlar Teknik Direktörümüzün ceza almamış olmamasından dolayı üzülecek değilim. O konuda yorum yapmayayım. Fatih Terim’in görüntülere yansıyan göze batan, ‘basın’ şeklinde bir hareketi vardı ama o da topa basın şeklinde değerlendirildi biliyorsunuz. Mehmet Özdilek’in bir hareketi vardı. Sonrasında ise son derece de onurlu, takdir ettiğim bir davranış sergiledi. Yargı kararlarını kamuoyu destekliyor mu? Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’e son dönemde art arda gelen yüksek yargı kararlarını da sorduk. Özellikle de Danıştay’dan çıkan son kararları.. - Yüksek yargı ile sorunlu bir dönem mi yaşanıyor? Şimdi, Danıştay benim bakanlığımın ilgili kuruluşu. Dolayısıyla ben Danıştay’ın kararıyla ilgili bir değerlendirme yaparsam, o zaman farklı sorulara muhatap olurum. Danıştay benim ilgili kuruluşumdur. Bu sorunuza vereceğim cevap şudur; Türkiye’deki kuvvetler ayrılığı çerçevesi içinde, yürütme olarak biz görevimizi yapacağız. Meclis yasama, yargı da kendi görevini yapacak. Yasama organlarının kararlarına karşı Anayasa Mahkemesi, yürütme organının uygulamalarına karşı da Danıştay kararını verecektir. Beğenmediklerimiz olacaktır. Yargı kararları da tabii ki eleştirilir ama herkesi bağlar. - Rahatsız olduğunuz kararlar geldi art arda.. Yadırganan, ‘Bu böyle olmamalıydı’ dediğimiz kararlar yok mu? Tabii ki var. Bir defa yargı kararlarının da kamuoyu nezdinde, ‘Evet bu doğrudur’ diye değerlendirilmesi, yani ortalama akıl sahiplerinin içine sinmesi lazım. Adalet budur. Adalet ancak böyle tecelli eder. Bazı kararlar var ki, mesela bir kamuoyu araştırması yapsa meraklı biri.. Bazı kararların kamuoyu desteğinin çok düşük olacağı kanaatindeyim. Bunu yargı organlarının da değerlendirmesinde yarar olduğunu düşünüyorum. bugün
Anahtar Kelimeler: başbakan, yardımcısı, mehmet, ali, şahin, yıl
Bu haber toplam 2498 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
 
Aksoy Ticaret
asybil
Yazarlar
Anket
En Çok Hangi İçecekleri Seviyorsunuz?
Gazlı İçecekler
Meyva Suları
Sıkma Meyva Suları
Hiçbiri
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Videogaleri
Fotogaleri
Hava Durumu
Havadurumu
Tarihte Bugün
1985 Balıkesir'de eğitim uçuşu yapan bir uçak, marangozlar sitesine düştü. Uçağın iki pilotu ile 14 kişi öldü, 21 kişi yaralandı.
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
memur alımları, kpss, memur, memurlar Copyright © 2003 Sakaryamedya.com Tüm Hakları saklıdır.
l E-mail: destek@sakaryamedya.com


Yazılım: Haber Sitesi Kur
şevki
ibo
ism
Halı Yıkama
engin
Adasenotomotiv
salon
ali
Ping your blog, website, or RSS feed for Free